Anestezi hastayı yaşam ile ölüm arasında tutma sanatıdır.

uzm.dr.hüseyin öz

‘Anestezi ile ağrısız bir doğum mümkün’

Uzun yıllar yoğun bakım ünitelerinde Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzman Doktoru olarak görev yapan Anestezi Uzm. Dr. Hüseyin Öz ağrısız doğum ile ilgili bilgiler paylaştı. Uzm. Dr. Öz, anestezi ile ağrısız bir doğum mümkün olabileceğini söyledi.

Ağrısız doğumun, anne adaylarının doğumlarını ağrısız olarak yaşamalarına olanak veren bir yöntem olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Öz, ”Doğum kadınların yaşamları boyunca meydana gelen en ağrılı durumlardan biridir. Doğumda yaşanan ağrılar annenin acı çekmesine ve stres altında olmasına neden olurken, doğum sonrasında yorgun düşmesine sebep olur. Bu nedenle normal doğumlarda belden epidural aralıktan yapılan uyuşturma uygulaması ağrısız doğum yapabilme olanağı sağlamıştır” dedi.

Ağrısız doğum uygulaması

Ağrısız doğum uygulaması ne zaman yapıldığı konusunda bilgi veren Uzm. Dr. Öz, ”Anne adaylarında rahim kasılmalarının düzenli hale gelmesinden sonra rahim ağzının yaklaşık olarak yüzde 60-70 oranında incelmesi ve rahim ağzının 4 santim açılması durumunda ağrısız doğum uygulaması yapılır. Bu uygulamanın erken yapılması doğumu geciktirebilir, geç yapılması da annenin gereksiz ağrı çekmesine ve ağrılardan dolayı uygulamanın yapılamamasına neden olabilir. Bu yüzden en uygun zamanda uygulama yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

Ağrısız doğum

Ağrısız doğumun nasıl yapıldığına değinen Uzm. Dr. Öz, ”Annenin bel bölgesindeki duramater zarı çevresine yani epidural alana analjezik ilaçların enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Yapılan işlem sadece bölgede yani doğum ağrılarının hissedildiği yerde uyuşmaya neden olur. Bu işlem sonrasında anne adayı ağrıları baskı ve dokunma şeklinde hisseder. Ağrı hissetmediğinden ve bölgede tamamen hissizlik oluşmadığından yürüme ve diğer eylemler rahatlıkla yapılabilir. Anne adayı doğuma rahatsız edici olmayan kasılmalarla girer ve doğuma aktif olarak katılır” diye konuştu.

”Ağrısız doğum 3 aşamada gerçekleşir”

Uzm. Dr. Öz, ağrısız doğumun aşamalarını şöyle anlattı: ”İlk aşamada anne adayı pozisyonunu aldığında, uygulama yapılacak alan steril edilir ve steril örtülerle kapatılır. Bu önlemler enfeksiyonları önlemek için yapılır. İkinci aşamada cilt ve cilt altı çok ince bir iğneyle uyuşturulur. Anne adayı sadece iğnenin girişini hisseder. Üçüncü aşamada epidural alana ucu künt olan özel bir iğneyle bir katater yerleştirilir. Buradan uyuşmayı sağlayacak kadar analjezik ilaç verilir. Bu aşamada anne adayının kısa bir süre hareketsiz kalması gerekir. Kataterin yerleştirilmesinin amacı yapılan ilacın etkisi geçince, yeniden ilaç vermek içindir. Katater buraya alerjik olmayan flaster yardımıyla sabitlenir. Yumuşak bir maddeden yapılan katater, ince bir yapıdadır. Buradan otomatik pompalarla gerektiği kadar ilaç verilebilir. Hatta anne adayları bile pompada bulunan düğmeye basarak, ağrıları hissettiğinde kendine ilave doz ilaç verebilir. Bu hasta kontrollü analjezi (PCA) olarak tanımlanır”.

Doğumdan sonra kataterin yerinden çıkarılması son derece kolay olduğunu açıklayan Uzm. Dr. Hüseyin Öz, ”Sonuç olarak epidural anestezi normal doğumda sadece ağrıyı gidermek amacıyla yapılır. Sezaryen doğumlarda epidural aralığa daha fazla ilaç verilmektedir. Bu yüzden motor kaybı olmadığından, dokunmalar hissedilebilir ve bacaklar oynatılabilir. Anestezi düşük tutulduğundan, anne adayı doğumda bile yürüyebilir” dedi.

tracheostomy

Trakeostomi nedir kimlere uygulanır?

Yoğun bakım hastalarında solunumun kontrolü ve suni solunum uygulanması için genelde nefes borusuna yerleştirilen bir tüp vasıtası ile hasta solunum cihazına bağlanır. Ağızdan entübasyon işlemi ile yerleştirilen bu tüp ses tellerinin arasından geçerek nefes borusuna ulaşır ve uzun süre burada kaldığı durumlarda ses tellerinde basıya bağlı ödem ya da kalıcı hasar sonucu darlıklara neden olabilir. Sonrasında ses kısıklığı, nefes almada güçlük gibi can sıkıcı komplikasyonlar görülebilir. Tüpün soluk borusunda kalma süresi uzadığında veya uzayacağı önceden öngörüldüğünde trakeotomi denilen işlem gündeme gelir.

Trakeotomi, benzer bir tüpün boyun hizasından girilerek soluk borusuna ( trakea ) açılan deliğe yerleştirme işlemidir. Tüp ses tellerinin altındaki hizadan yerleştirilmiş olacağından, ses telleri ve üst hava yolundaki diğer yapılar korunmuş olur, ağız içinde tüp olmadığından daha iyi ağız bakımı, salgıların daha iyi temizlenmesi ve akciğerlere daha fazla oksijen verilmesi mümkün olur. Yoğun bakım tedavisi sonlandığında tüp çıkarıldıktan sonra giriş yerindeki delik hızla kapanır. Hastanın durumuna göre bazen yoğun bakım sonrasında da trakeotominin sürdürülmesi gerekebilir, uzun dönemde de hastane ya da ev ortamında trakeotomi ile yaşayan hastalarımız da vardır.

Yapısal özellikler:

Aşağıdaki şekilde görüleceği gibi, hava yolu ; dudaklar ve burun deliklerinden başlar, ağız ve burunun arkasında yer alan yutak (farinks), ses telleri, gırtlak (larinks) ile devam eder. Gırtlak boyunun ön kısmında tiroid kıkırdak ile hissedilir. Bu kıkırdak erkeklerde daha belirgin olduğu için adem elması olarak bilinir. Hemen altında halka şeklindeki krikoid kıkırdak (adem yüzüğü) ile sonlanır. Bu noktadan sonra soluk borusu başlar. Soluk borusu, gırtlağın alt kısmından başlayan, birkaç santim sonra göğüs içinde devam eden sonra bronşları oluşturmak için dallara ayrılan yapıdır. Soluk borusu kıkırdaktan yapılmış sert halkalardan oluşur.

Takeotomi işlemi soluk borusunu oluşturan bu halkaların ilki ya da ikincisinin hemen altından iki halka arasından girilerek yapılır. Trakeotomi, bu hizanın altındaki ya da üstündeki yapılara dokunulmaz açılan, kendi haline bırakıldığında bir iki gün içerisinde kendiliğinden kapancak olsan 1cm çapında küçük bir deliktir. Delik kapandıktan sonra normal anatomik duruma dönüleceğinden hasta eskisi gibi konuşabilir, hrehangi bir fonksiyon kaybı olmaz.

Gırtlak kanseri gibi durumlarda ameliyatla gırtlağın ameliyatla tamamen çıkartıldığı durumlarda soluk borusu cilde ağızlaştırılır ki bu tamamen farklı bir durumdur, gırtlak ses telleri ile birlikte çıkartıldığı için için açılan trakeostomi kalıcıdır ve hasta yaşam boyu ses çıkaramaz. Bizim hastalarımızda böyle bir durum söz konusu değildir tüp çıkartıldıktan sonra herşey eski haline döner.

Perkütan trakeotomi yöntemi basit bir işlem olmakla birlikte sonuçta bir cerrahi işlemdir. Bu işlemin yapılması sırasında ve tüpün kaldığı süre içinde birtakım sorunlar olabilir. Uygun ortamda deneyimli kişilerce yapıldığında bu sorunlar en aza indirgenebilir. İşlem sırasında kanama, akciğer zarı zarar gördüğünde akciğer zarları arasında hava toplanması ( pnömotoraks ), cilt altında hava toplanması (cilt altı amfizemi), sinir yaralanması görülebilir. Tüpün kalış süresi içinde; tıkanması veya yerinden çıkması, girişim yerinde enfeksiyon gibi sorunlar gelişebilir. Nadiren tüpün soluk borusu ve yemek borusuna yaptığı baskıya bağlı olarak fistül ( trakeo-özofajiyal fistül ) gelişebilir gıdalar soluk borusuna kaçabilir. Sayılan bütün bu sorunlar gerekli tedbirler alınarak önlenmekte ve hastanın güvenliği sağlanmaktadır. Ayrıca işlemin yaşamsal önemi gözönünde bulundurulduğunda oldukça ender yaşanan bu sorunların aşırı bir risk olarak düşünülmemelidir.

bayilma-aninda-ilk-yardim

Bayılma Durumunda İlk Yardım Nasıl Yapılır?

Öncelikle bayılmanın neden olduğunu öğrenelim. İnsanlar neden bayılırlar? Bayılmalarda ilk yardım uygulamasında neler yapabileceğimize kısaca bakmadan önce bayılmaların nedenlerine bir göz atalım.

Bayılma, beyne oksijen veya kan gitmemesi durumudur. Bayılma çok çeşitli sebeplerden olabilir.
Bunların başlıcaları şunlardır; Uzun süre aç kalmak,Tansiyonun düşmesi,Güneş altında fazla beklemek ,Kan şekerinin düşmesi ve Ani bir patlama sesi duymak yada korku yaşamak gibi sayılabilir.

Peki bayılan kişiye ilk yardım olarak ne yapabiliriz?

Bayılan kişinin beynine kan ve oksijen göndermek en mantıklı çözümdür. Hatta bayılan kişi yapılması gereken tek şey bu diyebiliriz. Kişi eğer bayılırken herhangi bir yere çarparak bayılmanın haricinde başka bir yaralanma / kanamaya sahip ise bunların pansumanını ayrıca yapmak ve hastayı sırt üstü herhangi bir yere yatırmak gerekir. Eğer dışarıda bayılmış ise kafasının altına yumuşak ve fazla kalın olmayan bir şey konulur. Asıl amacımız beyine kan göndermek ve hastayı canlandırmak olduğu için hastanın ayaklarını yükseltmeliyiz. Sırt üstü yatar vaziyetteki hastanın ayaklarının altına 30-40 santimetre yüksekliğinde bir cisim koyularak kanın beyine gitmesi sağlanır. Eğer 5-6 dakika içerisinde bayılan kişi kendisine gelmiyor ise altında başka sorunlar aranmalıdır. Derhal tıbbi müdahale için ambulans çağırınız.

cocuklar-anestezi

Çocuklar ve Anestezi

Dr.Hüseyin Öz yazdı…”Çocuklar ve Anestezi”

ÇOCUĞUM ANESTEZİ ALIYOR RİSK VAR MI?

Belki de bir anestezi uzmanı için hele hele anne ve baba olan anestezi uzmanlar için daha da zor olan hasta grubudur çocuk hastaları.Neden zordur peki ? Birincisi bir erişkine oranla  fiziksel nedenlerin farklılığı ile iletişim kurmadaki zorluklarından kaynaklanmaktadır.Evet, yetişkin sağlıklı bir insana göre, yenidoğanlarda ve bebeklerde anestezinin riskleri daha fazladır. Zira bebeklerin sistemleri gelişmediği için anatomik ve işlevsel olarak dezavantajlı haldedirler.

ANESTEZİSTE HANGİ BİLGİLERİ PAYLAŞMAK GEREKİR?

Anestezi uzmanı ,anestezi esnasında çocuğun hayatını emanet almak gibi önemli bir göreve sahiptir.İşte bu nedenle anesteziyi ve ameliyatı etkileyebilecek her detaya hakim olmaları oldukça önemli bir konudur. Aileler çocuklarının sağlık hikayeleri hakkında önemsiz gördükleri en küçük detayı dahi hekimleriyle paylaşmalıdırlar. Çocuklarının önceden geçirdiği ameliyatlar, kullandığı ilaçlar, ameliyat olacağı hastalığının dışında diğer yandaş sağlık sorununun olup olmadığı, ailede önemli bir hastalık varlığı gibi konularda hekimleri bilgilendirmek ailelerin hem hakkı, hem de görevidir.

ÇOCUĞUM AMELİYAT OLACAĞINI BİLMELİ Mİ?

Eğer anlayabileceği yaştaysa çocuğa ameliyat olacağının söylenmesinde fayda vardır.Çocuğun operasyona psikolojik olarak hazırlanması için bu bilginin operasyondan bir gün önce verilmesi yeterli olacaktır. Ameliyat geçireceğini daha erken zamanlarda öğrenen bir çocukta bu durum stres oluşturabilir.

Altı aydan okul çağına kadar olan çocuklar anneden babadan ayrılma korkusu yaşarlar. Okul çağı sonrasında ise çocuklar anne ve babalarından ayrılmayı değil de ameliyatı dert ederler. Kendilerine ve organlarına herhangi bir şey olacağını konusu ile ilgili endişe yaşarlar. Bundan dolayı çocuğun yaşının psikolojisine elverişli davranış şekli geliştirilmelidir.
ÇOCUĞUMUN TÜM BU OLANLARI UNUTMASINI NASIL SAĞLAYABİLİRİZ?

Genellikle operasyondan yarım saat kadar önce ağrı kesici şurup içinde çocuğa verilen sakinleştirici ortalama 20 dakika sonra etkisini göstermeye başlar. Çocuk, çevreye karşı ilgisinin azaldığı ve hafif uykusunun geldiği aşamadan itibaren olanları ameliyat sonrasında genelde (ilaç dozu ve zamanı iyi ayarlanırsa) hatırlamamaktadır. İşte bu zamanlarda çocuk ameliyata alınır. Bu tür ilaçlar oldukça dikkatle kullanılmalıdır.

AMELİYATHANEDE ÇOCUĞUMUN YANINDA OLABİLİR MİYİM?

Anne ve babaların çocuklarının ameliyatlarını izlemesi uygun değildir . Kimi ülkelerde ailelere, uyuyana kadar çocuklarının yanında olmalarına izin verilmektedir. Fakat yapılan kimi çalışmalar bunun çocuk yönünden pek de faydalı olmadığını göstermektedir. Aileler bazen bu hususta ısrarcı olmaktadırlar fakat çocuklarının hareketlerinden etkilenerek tansiyonu düşüp bayılan ebeveynlere dahi rastlanmaktadır. Böyle bir halde ameliyat ekibi çocuktan önce anne veya baba ile ilgilenmek mecburiyetinde kalmaktadır.

AMELİYAT ÖNCESİ AİLELERE NE GİBİ GÖREVLER DÜŞÜYOR?

Bir kere öncelikle aile ameliyata kendini hazırlamalı.Aksi takdirde bu çocuğa yansıyarak kaygı artıyor.Aileler cerrahla ve anestezi uzmanıyla yanlarında çocukları olmadan baş başa görüşmeliler. Ameliyata ve anestezi sürecine dair merak ettiklerini çocukların yanında doktora yöneltmemeliler. Böylece endişelerini, korkularını çocuklarına transfer etmiş olurlar.Ayrıca çocuklarına karşı bu konuda dürüst olmalılar. Aksi takdirde çocuk üzerinde negatif etki göstermektedir.Çocuğun yanında her zaman olumlama ile sorular yöneltmeliler.Böylece ameliyat öncesi ve sonrası kaygının önüne geçilebilmektedir.

ANESTEZİ UZMANINA NE GİBİ GÖREVLER DÜŞÜYOR?

Ameliyat öncesi çocukla görüşüp onun güveni kazanılmalı.Yaş grubuna göre değişen oyunlar oynayarak,çizgi film karekterlerini konuşup sevdiği bir karekterin seslendirilmesi veya görsellik katarak arasındaki bağ güçlendirilmelidir.En sevdiği oyuncağı operasyon günü birlikte yanına alarak uyutulmalıdır.

ÇOCUĞUM NASIL UYUYACAK?

İki şekilde mümkün;birinci olarak büyük bir operasyon ( Bağırsakların ve midenin dışarıda olması ya da yemek borusunun bulunmaması gibi farklı doğumsal anomalilerle dünyaya gelen bebekler) ise odasında damar yolu açılıp  ameliyathane getirilen sonrasında damardan uyutulma diğeri ise daha kısa sürmesi beklenen( sünnet,fıtık,bademcik )ameliyatlarda

ağız-burun yoluyla maske aracılığıyla uyutucu gaz verilerek çocuğun bilinci kaybettirilir.Çocuğa ameliyat öncesindeki görüşmede bu maskeden söz edilebilir. Gaz verilirken bir taraftan da çocuğun eli tutulur ve güven duyması sağlanır.

SON OLARAK NE GİBİ BİR MESAJ VERMEK İSTERSİNİZ?

Çocuklarda yetişkinlere göre anestezinin daha riskli olduğu bir gerçeğini bilerek,deneyimli bir anestezistle,modern donanımlı ameliyathane ve iyi yöntem imkânlar varsa çocuğun anestezi riski azalmakta tecrübeli bir cerrahla da bu oran düşüyor.

 

Obezite ve Anestezi

Obezite ve Anestezi- Uzm.Dr.Hüseyin Öz

Obezite; yağ dokuda sağlığı bozan anormal ya da aşırı yağ birikimidir. Gelişiminde etkili olan faktörler arasında; endokrin bozukluklar, nörolojik faktörler, genetik faktörler, psikolojik faktörler, çevresel faktörler, davranışsal faktörler, obeziteye neden olan ilaçlar yer almaktadır.Obezite birden fazla organ sistemini özellikle de kardiovasküler ve solunum sistemi etkileyen bir hastalıktır.

Obeziteyi sınıflamak için genelde vücut kitle indeksi  (Body Mass Index, BMI) kullanılır. Bu indeks kişinin kilosunun (kg cinsinden), boyun (m cinsinden) karesine bölümü ile elde edilir.
Buna göre
BMI< 25 kg/m2 ise normal,
25-30 arası ise kilolu,
>30 ise obez,
>35 ise morbid obez,
>55 ise süper morbid obez kabul edilir.

Obezite hipertansiyon, dislipidemi, iskemik kalp hastalığı, diabet, osteoartirit, karaciğer hastalıkları ve astım gibi pek çok sorunla beraberdir. Yine morbid obezlerde uyku-apne sendromuna sık rastlanır. Daha az bilinen ancak bir o kadar tehlikeli olan bir sendrom da obezite-hipoventilasyon sendromudur. Hem obezite-hipoventilasyon sendromu, hem de uyku-apne sendromu genelde beraber rastlanan ve farkına erken varılmayan hastalıklardır.

Uyku-apne sendromu (UAS) uykuda gerçekleşen faringeal kollapsa bağlı apneik epizodlarla karakterizedir; obstrüktif, santral veya karışık tipte olabilir. UAS insidansı obezite ve yaşla beraber artar. Ancak vakaların %95’ine tanı konulmamıştır. Tanı için uyku çalışmalarına ihtiyaç vardır. Sendromun karakteristik özellikleri:
1-Uyku sırasında sık apne veya hipopne epizodları (>5 epizot/saat veya >30 epizod/gün klinik olarak önemli kabul edilmektedir.) (Apneik epizod olarak tanımlanması için apnenin en az 10 saniye devam etmesi ve bu sırada kapalı bir havayoluna karşı devam eden bir solunum cabasının bulunması gerekir).
2-Horlama
3-Gündüz uyuklaması (özellikle konsantrasyon bozukluğu ve sabah başağrıları eşlik eder)
4-Patofizyolojik değişimler: hipoksemi (sekonder polisitemiye neden olur), hiperkapni, sistemik vazokonstriksiyon veya pulmoner vazokonstriksiyon (sağ ventrikül yetersizliğine neden olur)

Obezite hipoventilasyon sendromunda da solunumun kontrolü etkilenir ve hastalarda ventilasyonda diurnal değişimler ve PaCO2’de artış gözlenir. Karbondioksit duyarlılığı ve solunum uyarısı kısmen leptin kontrolündedir. Yaşanan leptin duyarsızlığı, artan karbondiokside rağmen solunumun yeterince tetiklenmemesiyle sonuçlanır.  Pek çok anestetik ve analjezik ilacın da içinde bulunduğu depresan ilaçlar bunu iyice belirginleştirir.

Son yıllarda sıkça uyguladığımız obezite cerrahisi anestezisi de başlı başına bir sanat gerektirir.Çünkü obez hastalarda yukarda da bahsettiğimiz gibi yandaş hastalıkları, anatomik zorlukları ve fizyolojik değişimleri ile bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir.

Kardiyorespiratuar risk ve diğer yandaş hastalıklar obezite süresi iile doğru orantılıdır. Ancak sedanter yaşam tarzı, var olan sorunları maskeleyebilir.Bu nedenle preoperatif değerlendirme bu hastalarda çok önemlidir. Hastalar hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı ve kalp yetmezliği göstergeleri açısından değerlendirilmelidir.

Havayolu zorluğu nedeni ile uyutulurken önceden belirlenen bir algoritmanın önemi büyüktür.Operasyon boyunca hemodinamik değişiklikler çok sıkı takibe alınıp gerekli müdahaleleri duruma göre uygulama becerisine sahip olunmalıdır.

Ameliyat sonrası ağrı yönetimi,solunum takibi önem arz ederken hastanın derlenme ünitesinde vital bulguları ve ağrı skorları ile gastrointestinal şikayetlerinin minimuma inmesi sonucunda serviste sıkı takip edilmelidir.

Obezite cerrahisi son yıllarda popüleritesini arttırırken yaşanılabilen komplikasyonların karşısında ne gibi müdahaleler yapılacağı cerrahın yanısıra anestezi ve Yoğunbakım servislerinin tecrübesi önem arzetmektedir.

Sağlık Bakanlığının son yayınladığı değişikliklerdede bu işin bir multidisipliner önemine vurgu yapmıştır.

Uzm.Dr.Hüseyin ÖZ

Burun Estetiğinde Anestezi-Uzm.Dr.Hüseyin Öz

Uzm.Dr.Hüseyin Öz bu hafta Burun Estetiğinde Anestezi konusunu yazdı…

Son yıllarda sıkça artan bir oranda gördüğümüz rhinoplasti (burun estetiği) ameliyatının anestezisini konuşacağız burada.Bu ameliyatın anestezi olarak standardı genel anestezi ile olunması gerektiğidir.Biz işin anestezi tarafına değineceğiz, teknik konuları cerrahınız karar verecektir. Şimdi size anestezikısmından bahsedeceğim.

Genel anestezi uygulaması bilinenin aksine ağız ve burundan solutulan gazlar ile uygulanmaz. Bu tür yöntemler olsa da günümüzde uygulanan modern anestezi gelişimi ile damardan verilen ilaçlar ile hasta uyutularak bilinç kaybı sağlanıp ağrı duyması önlenebilir bir yöntemdir.

Peki sizlere düşen anestezi öncesi neler yapmanız bu konuda önemli olan bizlere kronik bir hastalığınızın olup olmadığı var ise hangi ilaçları kullandığınız kan sulandırıcı ilaç kullanılıyor iseniz 1 hafta önceden kesilmesi gerektiğini bilmeniz gerekiyor.

Ameliyattan önce anestezi uzmanın sizi görüp muayenesini yaptıktan sonra gerekli görülen kan tahlilleri,ekg ve akciğer grafisi ile operasyona hazır hale getirir.

Ameliyat saatinden 6 saat öncesine kadar katı gıdalar, 2 saat öncesine kadar da berrak sıvıları (su,çay,posa içermeyen meyve suları gibi) almayınız.Ameliyat günü ılık bir banyo yapıp rahat kıyafetler ile ( eşofman , terlik vs) hastaneye gelmenizde fayda vardır.

Ameliyattan 30 dakika önce size uygulanacak olan sedatif (rahatlatıcı) ilaçlar ile hem ameliyata rahat girmenizi sağlayacak hemde ameliyat sonrası hatırlamayacağınız etkisi ile başarılı bir ameliyat olacaksınız.

Ameliyat esnasında güler yüzle karşılayan ,sizleri stresten uzaklaştıran bir ameliyathane ekibi ve deneyimli bir anestezist ile operasyon başlar. Uyuduktan sonra uygulanacak cerrahın yaptığı gerek lokal anestezi ile gerekse anestezistin uyguladığı ağrı kesici ilaçlarla rahat bir uyanma sağlanır . Derlenme odası dediğimiz ünitelerde kendinize iyice geldikten sonra odanıza çıkartılır.Serviste ağrı kontrolü devam eder.

Hastane seçiminde dikkat etmeniz gereken en önemli kriter gerek ameliyathanesinin gerekse Yoğunbakım ünitesinin üstün düzey ve modern donanımlara sahip olunmasıdır.Servis şartlarının özellikle yatak,medikal donanımlı ve deneyimli ekipmana sahip olmalılardır.

Tüm bunların karşılanması sonucu başarılı bir operasyona hazırsınız demektir .Hepinize sağlıklı günler,güzel burunlar ile yaşamınızda mutluluklar dilerim.

Uzm.Dr.Hüseyin Öz’ün diğer makalelerini okumak için tıklayınız.

Uzm.Dr.Hüseyin ÖZ

Uzm.Dr.Hüseyin Öz yazdı…”Anestezi Esnasında Duyabilir Miyim?”

Uzm.Dr.Hüseyin Öz hastaların en sık sorduğu “Anestezi Esnasında Duyabilir Miyim?” sorusunu cevapladı.
Hastaların en sık sorduğu sorudur aslında ; “Hocam keserken acı duyar mıyım?” ya da “Konuşulanları duyar mıyım?” ,”Geçen ameliyatta çekiç testere sesi duydum bunda duymak istemiyorum.

Anestezi farkındalığı hiçde azımsanmayacak oranda görülmektedir.Görülme sıklığı her 1000 ameliyatta 1.3 oranında görüldüğü bildiriliyor.Dünya genelinde 21 milyon insan anestezi alarak ameliyat olduğunu düşünürsek 25 bin insan anestezi esnasında farkındalık gösterdiğini görmekteyiz.
Hastaların bir kısmında ameliyat esnasında ağrı duymakta oldukları saptanmış.

Bütün bunlar biz anestezi uzmanlarının sık karşılaştıkları problemler olarak karşımıza çıkmakta iken bu konuda hastalarımıza şunları öneriyoruz:

1-Anestezi uzmanınıza operasyon öncesi sağlıklı veri paylaşımı yapınız; ek hastalıklarınız,kullandığınız ilaçlar,alkol,sigara ve uyuşturucu kullanımı olup olmadığı ile ilgili bilgilendirmeleri yapınız.
2-Operasyonun ortalama ne kadar süreceği ,hangi anestezi türünün yapılacağı ve uzmanınızın önerisini dikkate alınız.
3-Operasyon öncesi ne kadar sürede aç kalması gerektiği konusunda dikkat ediniz.
4-Operasyon dan bir gece önce uzmanınızın vereceği rahatlatıcı ilaç tedavisine uyup ameliyathaneye girmeden 30 dakika öncesi sedatize edici tedavi alınız.

Anestezi farkındalığın sebepleri arasında insan hatasından ve ilacın hatalı üretiminden meydana gelmektedir.
Sizin dikkat etmeniz gereken deneyimli anestezi uzmanlarına kendinizi emanet edip operasyon öncesi gerekli tetkik ve tedavilere uymanız.

Uzm.Dr.Hüseyin Öz’ün diğer makalelerini okumak için tıklayınız.

Gelen Sorulara Cevaplar

Uzm.Dr.Hüseyin Öz’e Gelen Sorulara Cevaplar

Uzm.Dr.Hüseyin Öz, internet sitesinde bulunan soru-cevap alanına gelen soruları yanıtladı.

BİZE KISACA ANESTEZİ NEDİR? BAHSEDEBİLİRMİSİNİZ?

Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı tarafından uygulanan bir işlem olup, ameliyat öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere ameliyat süresince hastanın ağrı duymamasını, yapılan girişime tahammülünü, ameliyattan sonra süreci hatırlamamasını ve konforunu sağlamak üzere geliştirilmiş bir dizi tıbbi uygulamanın adıdır.

KAÇ ÇEŞİT ANESTEZİ VARDIR?

3 çeşit yöntem var.

Genel anestezi;Hastanın anestezi altında bilincinin tam kapal olması demektir. Genel anestezi oluşturmak için damardan verilen ,solunum yolu ile oksijen ile birlikte kullanılan inhalasyon denilen anestezikleri kullanırız.

Bölgesel anestezi;Vücudun bir kısmının; ( kol, bacak, göğüs vb. ) lokal anestezik adı verilen ilaçların iğne ile enjekte edilerek uyuşturulmasına “Bölgesel Anestezi” denilir. Spinal, epidural, sinir bloğu vb. gibi çeşitleri vardır.

Lokal anestezi;Küçük cerrahi girişimlerde sadece girişimin yapıldığı bölgenin uyuşturulmasıdır. Bu uygulamayı ameliyatı yapacak olan doktor yapabilir, ancak hastanın yaşamsal fonksiyonların takibi veya sakinleştirilme gereksinimi olduğunda lokal anestezi doktorunuz yine yanınızda olacaktır.

PEKİ BİZ AMELİYAT SIRASINDA ANESTEZİ UZMANI HEP YANIMIZDA OLUR MU?

Anestezi uzmanı sadece ameliyat esnasında değil öncesi ve sonrasında da büyük görevlere sahiptir.

Öncesinde:Sizi odanızda ziyaret edip, sağlık durumunuzu inceler, muayene eder,Yapılmasını istediği tetkikleri, tedavi ve bakımı, gerekli gördüğü konsültasyonları önerir,
Anesteziden önce gereken ilaçları yaptırır.Muayene sonucuna ve hastalığınıza göre size en uygun anestezi yöntemini, ameliyathaneye gelişinizden itibaren yaşayacağınız süreci ve yapacaklarını anlatır, varsa sorularınızı yanıtlar.Hukuki olarak gerekli olan anestezi uygulamasının süreçle ilgili bilgileri içeren aydınlatılmış onam formunu anlatıp, imzalatarak yanınızdan ayrılır.

Esnasında;Ağrı duymamanız için gerekli ilaçları uygular, kalp-dolaşım ve akciğerlerinizin düzenli çalışmasını kontrol eder, bunların ve diğer organların iyi bir şekilde çalışması için gerekli tedavileri, ihtiyaca göre serum, kan-kanürünleri ve diğer ilaçları uygular.
Ameliyat sırasında uyuduğunuz için anestezistin, cerrahın işini kolaylaştırmak ve sizi yaşatmak için yaptığı bütün bu işlerden haberiz olmayacaktır!
Ameliyat süresince sizinle birlikte olan anestezist, sizin yakın korumanız, yaşamınızın sürekli bekçiliğini yapmaktadır.Anestezistin varlığında cerrah bütün hastanın güvende olduğunun bilinci ile dikkatini kendi işine vererek daha rahat çalışacaktır.

Sonrasında;Anestezistin görevi size sadece ameliyat için anestezi vermek (uyutmak) değil, aynı zamanda anesteziden çıkarmaktır (uyandırmak). Onun diğer önemli bir işi de ameliyatta aldığınız ilaçların etkisinden kurtulmanızı sağlamak, ameliyattan sonra da ağrı duymamanız ve sağlıklı kalmanız için gerekli bakım ve tedavileri planlamak ve uygulatmaktır. Ameliyat sonrası ortaya çıkan ağrılar, anestezist tarafından planlanan bir yöntemle özel cihazlar yardımı ile sizin kontrlolünüz altında (hasta kontrollü analjezi ) kontrol altına alınmaktadır.
ANESTEZİ UZMANLARI SADECE AMELİYATHANE DE Mİ ÇALIŞIR?

Hayır ;Anesteziyoloji oldukça geniş kapsamlı multidisipliner bir tıp dalıdır. Günümüzde anestezistlerin ameliyathane dışında da pek çok uğraşı alanları vardır. Anestezi uzmanının diplomasındaki ismi “Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı” dır. Animasyon, “canlandırma” , Reanimasyon ise “yeniden canlandırma” anlamında kullanılan bir terim olup,herhangi bir nedenle yaşamı kesintiye uğramış hastalara temel ve ileri yaşam desteği uygulayarak, neden ortadan kalkıncaya kadar hayatta kalmalarını sağlamaya yönelik çabaların tümüdür. Pek çok insanı yaşama döndüren tüm bu çabalar sonucunda, bugünkü Yoğun Bakım Üniteleri’nin temeli oluşmuştur. Yoğun Bakım Ünitelerinin yönetimi; anestezistlerin ameliyatta anestezi altındaki hastalarının yaşamsal fonksiyonlarını yoğun bir biçimde izleyip , sürdürürken kazandıkları deneyimlerinden dolayı çoğunlukla anestezi uzmanlarınca sürdürülmektedir.

Ayrıca Anestezi uzmanı doktorlar ameliyat sırasındaki ağrıyı ortadan kaldırmadaki deneyimleri nedeni ile Algoloji (ağrı bilimi) de aktif ve primer rol almaktadır. Geliştirilmiş olan pek çok yöntem ile ameliyat sonrası akut ağrıların kontrölü, ağrısız doğum ve dindirilemeyen ağrıların tedavisini başarı ile sürdürmektedir.