Anestezi hastayı yaşam ile ölüm arasında tutma sanatıdır.

Skolyoz

Skolyoz Anestezisi

Dr.Hüseyin Öz yazdı..
“Skolyoz” adı verilen omurga eğriliği, çoğunlukla büyüme çağında tanısı konulan bir rahatsızlıktır. Farklı nedenlere bağlı olarak omurların sağa, sola eğrilmesi veya kendi etrafında dönmesiyle gelişen skolyoz, küçük yaşlarda başlayıp, tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşamını ciddi ölçüde etkileyebilmektedir.

Skolyozun görülme sıklığı % 0.2 – 6 arasında değişmektedir. Kız çocuklarda daha sık ve ilerleme daha fazladır. Okul çocuklarında %1.5 oranında görülmekte olup, Türkiye’de en az 150.000 çocukta skolyoz olduğu tahmin edilmektedir.

Skolyoz erken dönemde hastada belirti göstermeyebilir. Skolyoz belirtileri kendisini gösterse de dahi kişide çok şikayet oluşturmadığı için çoğu zaman harekete geçilmemektedir. Şikayet varsa bile çok az düzeydedir. Bu nedenle ya okul taramaları sonucu ya da herhangi bir nedenle çekilen röntgen grafilerinde tesadüfen tespit edilir. Aileyi hekime götüren ilk bulgu genellikle görüntü bozukluğudur. Nedeni bilinmeyen skolyozda ilk fark edilen bulgu bir omuzun diğerine göre daha yüksekte olmasıdır.

Cerrahisine karar verilen hasta için en önemli konu bu hastaların operasyon esnasında ve sonrasındaki izlenen adımlardır.Burada anestezi çok önem arzetmekte olup hastalarla tüm ayrıntıları konuşulması ve uzun uzun ikna edilmesi gerekmektedir.

Skolyoz cerrahisi geçirecek hastalar solunum, kardiyovasküler ve nörolojik açıdan ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Havayolunun değerlendirilmesinde özellikle boyun hareket kısıtlılığı ve servikal omurganın sabitliği ve entübasyonun uyanık ya da genel anestezi indüksiyonu sonrası olacağını planlamak gerekir.

 

Skolyozda klinik olarak belirgin bir semptom görülmeden ya da solunum fonksiyon testlerinde herhangi bir anormallik olmaksızın küçük hava yollarında obstrüksiyon görülebilir .Skolyoz genellikle restriktif akciğer hastalığı gelişimiyle beraberdir.

Operasyon esnasında birden çok omurga seviyesinde cerrahi düzeltme gerektiren ve beraberinde ciddi kan kaybı ile sonuçlanabileceği için operasyon zamanının uzamasına neden olur. Ayrıca masif sıvı ve kan replasmanına sekonder gelişen vücuttaki sıvıların yer değişikliği serebral ve pulmoner ödemle sonuçlanabilir .Dolayısıyla bu ameliyatlarda kan transfüzyonu sıklıkla uygulanırken bazı riskleri de içerir.Bunlar;immunolojik reaksiyonlar,akciğer ödemi ve kanama kontrol sisteminin bozulması gibi olabilir.


Spinal kord hasarı açısından hastanın intraoperatif takibi önemlidir. Spinal kordun cerrahiden etkilenip etkilenmediğinin belirlenmesi için üç temel yöntem kullanılır. Bu yöntemler; uyandırma testi (wake-up testi), somatosensoriyel ve motor uyarılmış potansiyellerin izlenmesidir.

Bu testlerin sonucunda başarı ile biten operasyonun ardından uyanmadan önce ağrı kontrolü çok önemlidir. Bunu hasta kontrollü analjezi yardımı ve uyanma odasında yakın takip ile sağlamaktayız.

 

Leave a Comment

(0 Yorum)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir